Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (ŞEKER-İŞ) olarak bizler, yıllardır şeker sektörüne yalnızca üretim, istihdam ve çalışma hayatı penceresinden bakmıyor, insan sağlığını, güvenilir gıdayı ve gelecek nesillerin sağlıklı bir yaşam sürmesini doğrudan ilgilendiren her gelişmeyi yakından takip ediyoruz.
Ayrıca şeker pancarının, güvenilir gıdanın ve sağlıklı nesillerin korunması gerektiğini savunuyoruz. Yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar, enzimatik süreçlerle üretilen veya yapısı modifiye edilen glukoz-fruktoz şurupları, yüksek fruktozlu mısır şurubu, glukoz şurupları, nişasta bazlı şekerler gibi yapay tatlandırıcılar konusundaki mücadelemizin temelinde de bu anlayış bulunmaktadır.
“Çünkü mesele yalnızca bugün ne ürettiğimiz değil, yarın nasıl bir toplumda yaşayacağımızdır.”
Bugün soframıza giren her ürün, yarının sağlık tablosunu şekillendirdiği açıkça ortadadır. Özellikle çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren yoğun biçimde şeker ve şeker içeren ürünlerle karşı karşıya kalması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oluşmasını zorlaştırmaktadır. Yüksek miktarda şeker ve yapay tatlandırıcı tüketimi ile obezite ve çeşitli metabolik sağlık sorunları arasındaki ilişki ise konunun artık yalnızca bireysel tercihler çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Çocuklarımızın sağlığını piyasadaki tercihlerin insafına bırakamayız. Bu nedenle sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsak, çocuklarımızın ne tükettiğini de sorgulamak zorundayız. Gıdanın içeriği, üretim biçimi ve tüketiciye nasıl sunulduğu; ekonomik olduğu kadar toplumsal bir sorumluluktur.
“Vatandaşın ne tükettiğini bilme hakkı vardır. Gıdada şeffaflık bir tercih değil, zorunluluktur.”
Bu noktada tüketicinin doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bir ürünün gerçek içeriğinin veya niteliğinin farklı gösterilmesi, tüketicinin yanıltılması ya da mevzuata aykırı yollarla piyasaya sürülmesi yalnızca ticari bir ihlal değildir.
Gıda sahteciliği, tüketicinin sadece cebini değil, sağlığını da tehdit eder. Bu nedenle gıda güvenilirliğini zedeleyen, tüketiciyi yanıltan ve sağlıklı gıdaya erişimi riske atan her uygulamanın bütün yönleriyle araştırılması gerektiğine inanıyoruz.
“Şeker sektörünün geleceğini yalnızca üretim rakamları belirlememelidir. O geleceğin merkezinde insan sağlığı, çocuklarımız ve güvenilir gıda olmalıdır.”
Bu nedenle bugün gündemde bulunan Şeker Soruşturması’nı yalnızca ekonomik veya ticari bir soruşturma olarak görmüyoruz. Şeker piyasasında kota sisteminin, piyasa düzeninin, haksız rekabetin, tüketici haklarının, gıda güvenilirliğinin ve halk sağlığının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Özellikle ürünlerin gerçek niteliğinin farklı gösterilerek piyasaya sunulup sunulmadığına ilişkin iddiaların tüm yönleriyle araştırılması; varsa usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması ve tüketicinin yanıltılmasının önüne geçilmesi büyük önem taşımaktadır.
“Burada beklentimiz nettir: İnsan sağlığı ticari hesapların gerisinde bırakılamaz. Çocuklarımızın geleceği piyasa çıkarlarına feda edilemez.”
Sivil toplum kuruluşu olarak bizler dün olduğu gibi bugün de; insan sağlığını tehdit eden, çocuklarımızın geleceğini riske atan, güvenilir gıda anlayışını zedeleyen ve gıda sahteciliğine zemin oluşturabilecek her türlü uygulamanın karşısında durmaya devam edeceğiz.
Bu kapsamda, konunun üzerine kararlılıkla gidilmesinden memnuniyet duyuyor; Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu konudaki irade ve kararlı çalışmalarını takdirle karşılıyor, teşekkürlerimizi arz ediyoruz.
Saygılarımla
Genel Başkan
İsa GÖK



