ŞEKER-İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI SAYIN İSA GÖK’ÜN TÜRK-İŞ
22. OLAĞAN GENEL KURULUNDA YAPTIĞI KONUŞMADIR.

03-06 ARALIK 2015

Sayın Başkan,
Değerli Divan Üyeleri,
TÜRK-İŞ’ e Bağlı Sendikalarımızın Değerli Başkanları, Değerli Yönetim Kurulu Üyeleri,
Kıymetli Delegeler,
Yazılı ve Görsel Medyanın Değerli Temsilcileri,
Türk-İş Konfederasyonumuzun 22. Olağan Genel Kurulu’nun camiamıza, Türk işçi hareketine ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyor;
Şeker-İş Sendikası yönetim kurulu, şahsım ve teşkilatım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, Değerli Arkadaşlarım,
Ülkemiz terör olaylarının gölgesinde bir seçim sürecini daha geride bırakmış; milletimiz kararını vermiştir. Gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşma sürecinde bir yavaşlama yaşayan ve başta terör sorunu olmak üzere çözülmesi gereken birçok sorunu bulunan ülkemiz artık koşar adımlarla ilerlemelidir.
Bu hususta yeni kurulan 64. Hükümetin geleceğin Türkiye’sini yaratmada önemli reformlara imza atacağına inanıyor, yeni hükümetin ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.
Değerli Arkadaşlar,
Ülke olarak, hemen yanı başımızda, yeni haritaların şekillendiği bir süreç ile yüz yüzeyiz. Bin yıldır aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı kaderi paylaşan Biz’lerin birlik ve kardeşlik meşalesinin söndürülmesine yönelik yaratılan karanlık iklimin gölgesine itilmek isteniyoruz. Bu tehditkar tutumun karşısında sergilediğimiz duruşun,verdiğimiz mücadelenin kuşku yok ki dünyada bir emsali dahi yoktur. Biz hep birlikte Türkiye’yiz ve birbirimize kenetlendikçe kazanacağız; kazandıkça da sahip olduğumuz büyük güç ile birliğimiz ve kardeşliğimizin yara almasını isteyen tüm kesimlere en güzel cevabı vereceğiz.
Değerli Arkadaşlar; Türkiye ne olursa olsun sosyal barışı koruma, beraber yaşama ve ortak gelecek hedeflerinden vazgeçmediğini güçlü bir şekilde göstermiştir. Elbette enerjisini ve zamanını teröre ayıran, algıyı düzeltmeye çalışan bir ülkede, sosyal barışı tesis etmek, büyümeyi gerçekleştirmek, siyasi ve ekonomik alanlarda reform yapmak kolay değildir, fakat Türkiye bunu yapmalıdır, başarmak zorundadır. Ülkemiz, birçok sorunlarını çözerken hem bugünün siyasetini yönetmeli, hem de sağlam bir gelecek kurma gayretinden asla vazgeçmemelidir.
İçinde bulunduğumuz coğrafyaya baktığımızda ise, sınırımızda baş gösteren riskler değişen bir kompozisyonla büyürken, her zamankinden daha hassas politikalar geliştirme ihtiyacımız da zirveye tırmanmaktadır. Başta Irak ve Suriye’nin yarattığı bölgesel istikrarsızlık Türkiye’yi derinden etkilemeye devam etmektedir. Terör, mülteciler, sınır güvenliği gibi büyüyen birçok sorunun temelinde yatan bölgesel deprem karşısında, toplumsal dinamiklerimiz ülkemiz çıkarları doğrultusunda şekillendirilmeye çalışılmalıdır.
Ayrıcakonu Müslüman coğrafyası olduğunda evrensel değerlerden ne kadar yoksun olunabileceği bir kez daha ortadadır. Kılını kıpırdatmayan uluslararası arenanın Suriye ve Irak’ta yaşananları görmezlikten gelen tavrından artık vazgeçmesi gerekmektedir. Çünkü terör öyle bir bumerangdır ki, yansımaları er ya da geç terör odaklarını destekleyenlere geri dönecektir. Nitekim Avrupa’da yaşanan son olaylar maalesef bu durumun somut bir örneği olmuştur.
Değerli Arkadaşlar,
Suriye, Irak, İran ve Rusya arasında gelişen olayların Türkiye'ye yansımalarının yalnızca siyasi boyutunun olmadığı, bölgede yaşananların maliyetini ekonomik anlamda yüklendiğimizi de görmekteyiz.  Küresel ekonomik şartların Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin aleyhine işlemeye başladığı bu süreçte, Türkiye ekonomisindeki yönetim anlayışı rasyonel ve gerçekçi bir şekilde ele alınmalıdır.
Başta cari açık, yavaş büyüme ve yüksek işsizlik gibi birçok soruna neden olan ithalata dayalı yapıdan vazgeçilip, yerli üretimi destekleyen çözüm odaklı kararlar alınmalıdır. Sosyal barış ve huzur için son derece önemli bir tehdit olan gelir dağılımındaki eşitsizlik de çözüm bekleyen sorunlar silsilesinden artık çıkarılmalıdır. Gelir vergisi tarifesine uygulanan vergi oranının artması nedeniyle çalışanlar “azalan gelirli” haline gelmektedir. Vergideki bu adaletsiz yapının çözülmesi elzem bir reformsal konudur.
Kıymetli delegeler, Değerli arkadaşlar,
Ülkemiz, siyasal alanda yapması gereken yapısal reformlara kuşku yoktur ki öncelikle, Anayasa değişikliği ile başlamak durumundadır. Bu değişiklikler yapılırken ayrıntılı düzenlemelerden uzak bir şekilde kişi hak ve hürriyetlerinin teminatı olacak modern anayasanın Türk milletinin tamamını kucaklayıcı nitelikte çoğulcu esasa dayanması gerekmektedir.
Çalışma hakkı, uluslararası gelişmeler çerçevesinde değerlendirilerek insan onurunun esas alındığı düzgün bir iş, düzgün bir çalışma mevzuatına temel olacak şekilde Anayasal bir hak olarak yeniden düzenlenmelidir.
Maalesef ki çalışma hayatında halen, eşitsizliği öngören, esnek çalışma adı altında kuralsızlığa yönelen,  sosyal güvenlik ve çalışma haklarının daraltıldığı,taşeronlaşmanın yaygınlaştığı, yoksul ve işsiz kesimin arttığı, örgütlenme önündeki engellerin sürdüğü olumsuz bir tablo durmaktadır.
Bu tablonun ideal görünüme kavuşturulmasında etkin rol üstlenebilecek kurumlarda Sendikalar ve teşkilatlarıdır. Bu nedenle örgütlü ve dayanışmanın hâkim olduğu yapısal bir oluşum ile üretimde demokrasi hakim kılınmalı ve sosyal diyalog mekanizmasının etkin kullanabileceği bir ortamının oluşturulması gerekmektedir. Tabi bu noktada ülke olarak, ihtiyacını hissettiğimiz yeni İş Kanunu’nun eksikliğini de görmemek mümkün değildir.
Değerli Arkadaşlar,
Bu olumsuz tabloyu değiştirebilmek için elbette hepimize, Türk-İş camiamıza da büyük sorumluluklar düşmektedir.
Konfederasyonumuzun desteğini her daim yanına alan Sendikamız Şeker-İş, ilke edindiğimiz çağdaş toplum yararına hareket sendikacılığı anlayışı ile Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesine yönelik hükümet kararının iptalinden,  nişasta bazlı şekerlere ilişkin idari kararların neredeyse tamamının mahkemelerde iptal ettirilmesine, bilinçli tüketim hakkının tüketicilerle buluşturulmasından, üretici firmaların pancar şekeri kullanma tercihlerini ürettikleri ürünlerle tescillemelerine değin birçok alanda çalışmalar gerçekleştirmiş ve çalışmalarını aynı eksende devam ettirmektedir.
Gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızda bize olan inancı ve desteğini her zaman yanımızda hissettiğimiz Konfederasyonumuz Türk-İş’e ve Yönetim Kuruluna Sendikamız adına bir kez daha teşekkür ediyorum.
Değerli Arkadaşlar,
Önümüzdeki dönem, şeker sanayinin geleceğinin belirlenmesi açısından önemli bir sürece işaret etmektedir. Ülkemizin büyük çabalarla inşa etmeye çalıştığı Yeni Türkiye vizyonunda artık, pancar şekeri endüstrisinin doğru taşlar üzerine oturtularak yeri belirlenmeli, coğrafi konumumuz ile alakalı avantajlarımız sanayileşmede ve ekonomide değerlendirilmeye alınmalıdır.Çünkü şeker sektörü, şeker pancarının tarımından başlamak üzere, şekerin tüketiciye ulaştığı hat üzerinde milyonlarca insanımızın geçimini sağladığı büyük bir sosyal ve ekonomik sistemdir. Bu sebeple, sektörü ilgilendiren kararlar alınırken birçok parametrenin etkilerinin milli değerlerimiz üzerinde hangi sonuçları doğuracağı hesap edilmeli; şekerde neden bilinçli olarak dışa bağımlı hale getirilmek istendiğimiz sorgulanmalıdır.
Sendikamız, sektörde katma değerin arttırılması ve üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması için önerdiğimiz üretici, çalışan ve kamu idaresinin yönetimine imkan sağlayan yeniden yapılanma modelinin hayata geçirilmesine yönelik mücadelesini sürdürecektir.
Değerli Arkadaşlarım,
Ülkemiz şeker fabrikalarının yapılandırılmasının istihdam ayağı noktasında da, kadro sıkıntımız halen devam etmektedir.  Kadro verilmemesinden dolayı, nitelikli personel eksikliği nedeniyle oluşan işgücü açığı taşeron işçi çalıştırma yoluyla karşılanmaktadır.
Gazi Üniversitesi’nin hazırlamış olduğu, Türkiye’de şeker sektörü hakkında yapılan ilk kapsamlı bilimsel çalışma olan “TÜRKİYE’DE ŞEKER SEKTÖRÜ ÜRETİM SÜRECİ VE ÇALIŞMA İLİŞKİLERİ, YÖNETSEL, HUKUKİ, SOSYOLOJİK VE EKONOMİK BOYUTLARIYLA ŞEKER SANAYİ ARAŞTIRMA PROJESİ”nde, şeker üretim sürecinde yapılan işler asıl iş-yardımcı iş tartışması kapsamında incelenmiş ve tarladan başlayıp, şeker çuvallarının kamyonlara yüklenmesine kadar süren tüm işlerin asıl iş olduğu bilimsel bir çalışmayla ispatlanmıştır. 
Bu çerçevede sanayimizin nitelikli personel ihtiyacının hizmet alımı yoluyla kapatılması politikasından vazgeçilerek, hukuka aykırı biçimde kurulan alt işveren ilişkisinin son bulması gerektiğini ve yeterli tecrübeye sahip geçici işçilerimize kadro tahsisi yapılması konusunda Konfederasyonumuz Türk-İş’in bünyesinde yürüttüğümüzçalışmalarımızın ve hukuki mücadelemizin amacımıza ulaşana dek devam edeceğini belirtmek istiyorum.
Değerli Arkadaşlar, bildiğiniz üzere 5620 sayılı yasayla geçici işçilerimizin çalışma süresi 180 ile gün sınırlandırılmıştır. Konfederasyonumuz Türk-İş ile Hükümet arasında imzalanan 2015 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolünde geçici işçilerin çalışma süreleri ile ilgili yasal düzenlemelerin başlatılacağı belirtilmiştir. Yeni hükümet döneminde, 5620 sayılı yasanın değiştirilmesi ile ilgili çalışmaların ivedilikle başlatılması ve Meclis gündemine taşınması hususunda yeni Hükümetimizin ve Konfederasyonumuz Türk-İş’in atacağı adımlar son derece önemlidir.
Kıymetli Arkadaşlarım,
Sözlerime son verirken, Şeker-İş Sendikası olarak üyelerimizin ve bütün çalışanların sesi olma arzusunu hafızalarımıza ve yüreklerimize kazıyan bizler, ülkemiz ekonomisine yüksek katma değer yaratması açısından güçlü bir dönemin sayfalarını açmada şahsım ve teşkilatımın her türlü fedakârlığı üstlenmeye hazır olduğunun altını çizmek isterim.
İçinde bulunduğumuz sektörü ve çalışma hayatını geliştirmek için yürüttüğümüz meşru ve hukuki her türlü mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz. Türk-İş’imizin çatısı altında davamız uğruna emek, ömür ve gönül vermeye devam edeceğiz. Duyduğumuz heyecanın ve ülkemize hizmet etmenin verdiği gururun bir parça dahi eksilmesine müsaade etmeyeceğiz.
 
Bu duygu ve düşüncelerle, Konfederasyonumuz 22. Olağan Genel Kurul’unun Türk-İş’imizin misyonuna yakışır bir sağduyu ortamında geçeceğine inanıyor,  Genel Kurulumuzun camiamıza hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.
 

                                            İsa GÖK
                                     Şeker-İş Sendikası
                                         Genel Başkanı